Türk hukukçudan SWR’ye sert uyarı: “Atatürk yayını” tek taraflı mıydı?

Türk hukukçudan SWR’ye sert uyarı: “Atatürk yayını” tek taraflı mıydı?
Yayınlama: 21.06.2026
6
A+
A-

Stuttgart Devlet Operası’nda sahnelenmesi planlanan “Atatürk – Mustafa Kemal efsanesi” adlı opera, Almanya’daki Türk toplumunda tartışma yaratmaya devam ederken, kamu yayıncısı Güney Batı Almanya Radyo Televizyon kanalı  SWR’ye yönelik dikkat çekici bir hukuki itiraz geldi. Türk hukukçu Özgür Dobruca, Südwestrundfunk’a gönderdiği resmi şikâyet mektubunda, SWR’nin 5 Haziran 2026 tarihli haberini “dengesiz ve eğilimli” bulduğunu belirterek, kamu yayıncılığı sorumluluğunun hatırlatılması gerektiğini vurguladı.

Dobruca’nın mektubu,  Almanya’da kamu kaynaklarıyla faaliyet gösteren, yurttaşların ödediği yayın katkı paylarıyla finanse edilen bir kamu yayın kurumunun tarihsel ve siyasal açıdan hassas bir konuda nasıl haber yapması gerektiğine ilişkin kapsamlı bir program şikâyeti niteliği de taşıyor.

SWR’nin “kamu hukuku kurumu” statüsüne dikkat çeken Dobruca, özellikle Almanya’da yaşayan Türklerin de  bu yayın sisteminin finansmanına katkıda bulunduğunu hatırlatan bir zeminde, Atatürk gibi milyonlarca insan için kurucu, dönüştürücü ve aydınlanmacı bir figürün tek yönlü anlatılarla daraltılamayacağını savundu.

 “DENGE VE ÇOĞULCULUK” HATIRLATMASI

Özgür Dobruca, 16 Haziran 2026 tarihli mektubunda SWR’nin “Atatürk – Mustafa Kemal efsanesi” operasına ilişkin haberine karşı resmi şikâyette bulunduğunu bildirdi. Mektupta kamu yayıncılığının, anayasal görevi gereği özellikle tarihsel ve politik açıdan hassas konularda nesnel, dengeli, çoğulcu ve farklı bakış açılarına açık bir yayıncılık anlayışı sergilemek zorunda olduğuna işaret edildi.

SWR haberinin bu beklentiyi karşılamadığı görüşüNÜ dile getiren Dobruca, haberin temel kurgusunun “Mustafa Kemal Atatürk’ü ağırlıklı olarak baskı, milliyetçilik ve azınlık politikaları” bağlamında ele aldığı izlenimi yarattığını belirtti. Buna karşılık Atatürk’ün Türkiye’nin modernleşmesi, laikleşmesi ve demokratikleşmesi açısından taşıdığı tarihsel rolün arka planda bırakıldığını savundu.

Daha önce Stuttgart Operası’na söz konusu Atatürk operası ile ilgili dava sinyali de veren Dobruca SWR kanal yönetimine mektubunda ise yayınlanan haberin  tarafsız bir okuyucuda 20. yüzyılın en önemli devlet adamı ve devrimcilerinden biri hakkında zorlama ve  çarpıtılmış bir algı yaratma riski taşıdığı vurgusuna da yer veriyor. Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olmasının yanı sıra  kapsamlı bir toplumsal dönüşümün öncüsü olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dobruca, mirasının bugüne kadar etkisini koruyan bir modernleşme programıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade ediyor.

“ATATÜRK YALNIZCA BİR DEVLET KURUCUSU DEĞİLDİR”

Atatürk’ün tarihsel rolüne geniş yer verilen yazıda  Mustafa Kemal Atatürk’ün,   din ile devlet işlerinin ayrılmasını, hilafetin kaldırılmasını, laik bir hukuk ve devlet düzeninin kurulmasını, modern eğitim kurumlarının geliştirilmesini, bilimsel düşüncenin teşvik edilmesini, kadınların hukuki eşitliğinin güçlendirilmesini ve yurttaşlık temelinde çağdaş bir toplum anlayışının inşa edilmesini hedefleyen büyük bir reform sürecinin mimarı olduğu da anımsatılıyor.

Atatürk devrimlerinin  Türkiye’yi modern bir ulus devlete dönüştürdüğünü,  yalnızca Türkiye’de değil, 20. yüzyılda emperyalist güçlere karşı bağımsızlık mücadelesi veren birçok halk tarafından da örnek alınan bir figür olduğunu vurgulayan Türk hukukçu bu nedenle SWR’nin haberinde tarihsel çatışmaların neredeyse yalnızca olumsuz bir çerçevede ele alınmasını ve Atatürk’ün farklı halklara yönelik genel suçlamalarla ilişkilendirilmesi izlenimi yaratılmasını sorunlu bulduğunu belirtiyor.

Söz konusu tarihsel dönemin, tek cümlelik yargılarla kapatılamayacak kadar karmaşık olduğu vurgulanan metinde dönemin olaylarının uzun yıllardır akademik tartışmaların konusu olmaya devam ettiği, bu nedenle sanatsal bir anlatıda  siyasal “önyargıların” değişmez tarihsel gerçeklik gibi sunulmasından kaçınılması gerektiği bildiriliyor.

“LAİKLİK VE AYDINLANMA MİRASI BUGÜN DE GÜNCEL”

Mektubun en dikkat çekici bölümlerinden biri, Atatürk’ün mirasının yalnızca geçmişe ait olmadığına ilişkin vurgu. Avukat Dobruca, Avrupa toplumlarının bugün dini aşırılık, köktendincilik ve ideolojik radikalleşme gibi ciddi sınamalarla karşı karşıya bulunduğunu belirterek, Atatürk’ün savunduğu laiklik, aydınlanma, bilimsel düşünce ve devlet yönetiminin dini etkilerden arındırılması ilkelerinin günümüzde Türkiye sınırlarını aşan bir anlam taşıdığını kaydediyor.

Atatürk’ün, kalıcı toplumsal ilerlemenin ancak eğitim, akıl ve din ile devlet işlerinin ayrılmasıyla mümkün olabileceğini erken kavramış bir lider olduğu vurgusuna yer veren Dobruca Atatürk’ün mirasını geriye dönük bir tarihsel figür olarak değil, günümüz özgürlükçü toplumları açısından da güncel bir referans noktası olarak değerlendirmek gerektiğini aktarıyor.

Bu çerçevede SWR haberinde Atatürk’ün Nero veya tarihsel olarak olumsuz değerlendirilen başka hükümdarlarla aynı bağlamda anılmasını “yabancılaştırıcı” ve tarihsel gerçeklikle bağdaşmayan bir yaklaşım olarak değerlendiren Dobruca, böyle bir karşılaştırmanın milyonlarca insan tarafından modernleşme, bağımsızlık, aydınlanma ve laiklik sembolü olarak görülen bir kişiliğin algısını bozduğunu savunuyor.

SANAT ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMASI: “SINIRSIZ BİR ALAN DEĞİL”

Özgür Dobruca  SWR’ye yönelttiği itiraz mektubuna  baktığımızda tarihsel anlatının dengesizliğiyle de  sınırlı kalmadığı operaya ilişkin tartışmalarda sıkça başvurulan sanat özgürlüğü argümanını da hukuki açıdan ele aldığı dikkat çekiyor.

Alman Anayasası’nın 5. maddesinin 3. fıkrasında güvence altına alınan sanat özgürlüğünün kuşkusuz çok yüksek değerde bir anayasal hak olduğu belirtilen yazıda ancak bu hakkın sınırsız olmadığı, Federal Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadına göre sanat özgürlüğünün başka anayasal değerlerle birlikte, “pratik uyum” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği de hatırlatılıyor.

Mektupta bu bağlamda Federal Anayasa Mahkemesi’nin “Mephisto” ve “Esra” kararlarına atıf yapan Dobruca, söz konusu kararların sanat eserlerinin de başka temel haklarla veya anayasal koruma altındaki değerlerle çatıştığı durumlarda sınırlamalara tabi olabileceğini gösterdiğini belirtiyor. Sanat özgürlüğünün, toplumsal veya tarihsel sorumsuzluk anlamına gelmediği gibi, tek taraflı tarih yorumlarının kamu kurumları tarafından sorgusuz biçimde meşrulaştırılması anlamına da gelemeyeceği notunu da düşen hukukçu özellikle kamu kaynaklarıyla finanse edilen kültür kurumlarının tarihsel kişilikleri önceden belirlenmiş anlatılar üzerinden toplumsal kutuplaşmayı artıracak şekilde sunmama konusunda özel bir sorumluluk taşıdığını ifade ediyor.

SWR’YE PROGRAM ŞİKÂYETİ: “MİLYONLARIN BAKIŞI YOK SAYILAMAZ”

Mektubun bir diğer önemli boyutu da  SWR’nin kamu yayıncılığı göreviyle ilgili. Dobruca, Federal Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarına göre kamu yayıncılığının özgür bireysel ve kamusal kanaat oluşumuna hizmet etmekle yükümlü olduğunu hatırlatarak, farklı görüşlerin uygun biçimde dikkate alınmasını gerektirdiğini vurguluyor.

Mektupta dikkat çekilen kritik noktalardan biri de tartışmalı tarihsel konularda söz konusu meselelerin kesin biçimde çözümlenmiş ya da ahlaki olarak tek bir yönden değerlendirilebilirmiş gibi bir izlenim yaratmaması gerektiği. Ancak SWR’in söz konusu haberinde Atatürk’ün özgürlük, aydınlanma, laiklik ve modernleşme sembolü olarak gören milyonlarca insanın perspektifinin yeterince yer bulamadığı buna karşılık eleştirel değerlendirmelerin ağırlık kazandığı ileri sürülüyor.

Toplumsal gerilimlerin arttığı bir dönemde, dini fanatizme karşı laik hukuk devleti mücadelesi vermiş tarihsel bir şahsiyetin mirasının stereotipik ve tek yönlü anlatılara indirgenmemesi gerektiğinin de altı çiziliyor.

DENGELİ HABERCİLİK ÇAĞRISI

Özgür Dobruca, SWR’ye gönderdiği resmi şikâyet mektubunun sonunda kurumdan haberin ve bundan sonraki yayınların daha dengeli biçimde ele alınmasını isterken,  Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihsel başarılarına uygun biçimde yer verilmesini, Atatürk’ü aydınlanma ve laikleşme sembolü olarak gören insanların perspektiflerinin daha fazla dikkate alınmasını da talep etti ve SWR kanal yöneticilerini anayasal çoğulculuk ve denge yükümlülüğüne uygun davranmaya davet etti. Ayrıca başvurusunun bir program şikâyeti olarak incelenmesini ve SWR’den yazılı bir açıklama yapılmasını da istedi.

Stuttgart Devlet Operası’nda sahnelenmesi planlanan “Atatürk – Mustafa Kemal efsanesi” adlı yapım etrafındaki tartışmanın, yalnızca bir opera sahnesiyle sınırlı kalmayacağı anlaşılıyor. Dobruca’nın SWR’ye yönelttiği hukuki ve tarihsel itiraz, Almanya’daki kamu yayıncılığı, kültür kurumlarının sorumluluğu, sanat özgürlüğünün sınırları ve Atatürk’ün Avrupa’daki temsil biçimi üzerine daha geniş bir tartışmanın kapısını aralıyor.

IŞIN ERTÜRK – STUTTGART