Antakya’nın kırılan mozaiği: Kayıt altına almaya devam

Antakya’nın kırılan mozaiği: Kayıt altına almaya devam
Yayınlama: 24.07.2026
Düzenleme: 26.07.2026 17:32
152
A+
A-

Gazeteci ve yönetmen Gazi İsmailoğulları, uzun yıllardır Antakya’nın tarihini, kültürel mirasını ve toplumsal birikimini görüntüleriyle kayıt altına alıyor. 6 Şubat depremlerinin ardından çektiği kısa film  “Kayıp” ile büyük yıkımın insan hayatında açtığı derin yaraları anlatan İsmailoğulları, bu kez “Antakya’nın Kırılan Mozaiği” başlığı altında hazırladığı röportaj serisiyle kentin en önemli değerlerinden biri olan “birlikte yaşama” değerini gündeme taşıyor.

İsmailoğulları’nın hazırladığı röportaj serisi, Antakya’nın farklı inanç topluluklarının temsilcilerini aynı çatı altında buluşturuyor. Habib-i Neccar Camii İmamı Fethullah Uğraş, Antakya Ortodoks Kilisesi Ruhani Lideri Dimitri Doğum, Vakıflı Köyü Ermeni Cemaati Başkanı Cem Çapar, Antakya Yahudi Cemaati Başkanı Azur Cenudioğlu ile EHDAV Başkanı ve Alevi kanaat önderi Ali Yeral, Antakya’yı yüzyıllardır ayakta tutan ortak yaşam kültürünü kendi tanıklıklarıyla anlatıyor.

“ÜÇ SEMAVİ DİNİN KADİM ŞEHRİ”

Vakıflı Köyü Ermeni Cemaati Başkanı Cem Çapar, Antakya’nın yüzyıllardır farklı inançların barış içinde yaşadığı eşsiz kentlerden biri olduğuna şöyle dikkat çekiyor:

“Antakya yüzyıllardan beri üç semavi din ve bunlara bağlı mezheplerin bir arada, kardeşçe, dostça, sevgi içinde yaşadığı bir kadim şehirdir.”

Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı’nın bu kültürel mirasın önemli bir parçası olduğunu belirten Çapar, “Vakıfköy Türkiye’nin tek Ermeni köyü diye isim yaptı” sözleriyle bu tarihsel sürekliliğe işaret ediyor.

“FETHEDİLEN ŞEHİR”

Habib-i Neccar Camii İmamı Fethullah Uğraş, Antakya’nın tarih boyunca barışın simgelerinden biri olduğuna şu sözlerle dikkat çekiyor:

“İslam’ın Anadolu’ya giriş kapısıdır Antakya. Her yer savaşla ele geçirilmiş ama Antakya anlaşmayla ele geçirilmiş. Savaş olmamış.”

Uğraş, bu anlayışın temelinde İslam’ın inanç özgürlüğüne verdiği önemin bulunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Dinde zorlama yoktur. ‘Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize.’ İşte aslında bütün dünyanın Antakya’yı görüp Antakya’daki bu birlikte yaşama kültürünü örnek alması gerekir.”

“SORMAZSANIZ ANLAYAMAZSINIZ”

Antakya’daki gündelik yaşamın din ve mezhep ayrımını görünmez kıldığına dikkat çeken Uğraş, Uzun Çarşı’yı örnek gösteriyor:

“Uzun Çarşı’ya gittiğinizde hangi esnafın hangi dinden, hangi mezhepten olduğunu ancak sorarsanız bilirsiniz. Sormazsanız hiç anlayamazsınız.”

Bu sözler, yüzyıllardır farklı inançların aynı mahalleleri, aynı çarşıları ve aynı hayatı paylaştığı Antakya’nın toplumsal dokusunu özetliyor.

“ANTAKYA’NIN KALBİ YENİDEN ATIYOR”

Deprem sonrası yaşadığı duyguları da paylaşan Fethullah Uğraş, Antakya’dan uzun süre ayrı kalamadığını şöyle ifade ediyor:

“Üç buçuk ay dayanabildim. Hemen yeniden Hatay’a taşındım. Enkaz da olsa ne olsa vatan başka bir şey.”

Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ibadete açılmasını ise yalnızca bir restorasyon olarak değil, kentin yeniden ayağa kalkmasının simgesi olarak görüyor.

“Depremle, o asrın felaketiyle kalbi durmuş olan Antakya, Habib-i Neccar Camii’nin açılmasından itibaren kalbi yeniden atmaya başladı.”

“ANTAKYA YİNE AYAĞA KALKACAK”

Röportajların ortak mesajı ise umuda dayanıyor.

Fethullah Uğraş, Antakya’nın tarihinde birçok kez büyük yıkımlar yaşadığını hatırlatarak şunları söylüyor:

“Antakya tarihte ilk defa yıkılmadı ki.”

Ardından kentin değişmeyen ruhunu şu çarpıcı benzetmeyle anlatıyor:

“Üç yüz yıl önce ölmüş bir insan bugün dirilse evinden çıkar, Habib-i Neccar Camii’nin önünden geçer, Uzun Çarşı’ya gider, Antakya simidini alır, tuza bandırır yer. Hiçbir yabancılık çekmez.”

MOZAİK KIRILMADI

Röportaj serisinde yalnızca Müslüman toplumunun değil, Hristiyan, Yahudi, Ermeni ve Alevi toplumlarının temsilcileri de aynı noktada buluşuyor. Antakya’nın en büyük zenginliğinin, farklılıkların çatışması değil, birlikte yaşama iradesi olduğu vurgulanıyor.

Bu yönüyle “Antakya’nın Kırılan Mozaiği”, depremin ardından yalnızca yıkımı anlatan bir çalışma olmanın ötesine geçiyor. Röportaj serisi, farklı inançların ortak sesiyle Antakya’nın ruhunu, tarihini ve geleceğe dair umudunu kayıt altına alıyor.

GAZİ İSMAİLOĞULLARI KİMDİR?

Gazeteci kökenli yönetmen Gazi İsmailoğulları, uzun yıllardır Antakya üzerine araştırmalar, belgeseller ve video röportajlar hazırlıyor. Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından çektiği “Kayıp” adlı kısa filmle kentin yaşadığı büyük yıkımı ve insanların hikâyelerini görünür kılan İsmailoğulları, son çalışması “Antakya’nın Kırılan Mozaiği” kapsamında hazırladığı röportaj serisiyle bu kez Antakya’nın yüzyıllardır ayakta kalan çok dinli ve çok kültürlü yaşam geleneğine odaklanıyor. Farklı inanç topluluklarının temsilcilerini bir araya getiren bu söyleşiler, Antakya’nın fiziksel olarak ağır yara alsa da birlikte yaşama kültürünü koruma iradesini güçlü tanıklıklarla ortaya koyuyor.

Röportajlar için ilgili linkler şöyle:

https://www.facebook.com/watch/?v=2085597572317811

https://www.facebook.com/watch/?v=1374023641350180

YENİ POSTA – STUTTGART