İyice sağa çeken Almanya Avrupası’nda “Cambaza bak!” hesapları

İyice sağa çeken Almanya Avrupası’nda “Cambaza bak!” hesapları
can süpermarket2
Yayınlama: 25.05.2024
Düzenleme: 25.05.2024 09:08
58
A+
A-

Cuma Kıvılcımları’nda bu haftaki sohbetin ilk konusu, Almanya’nın artık ana akım medyanın manşetlerine de giren sanayisizleşme süreci ve bu çıkmazın hangi yeni gelişmeleri tetikleyeceği… 

Osman Çutsay, özellikle “savunma endüstrisi” diye güzellenen silah şirketlerinin bilançolarındaki son kâr patlamalarının arka planını ve bunların muhtemel siyasal açılımlarını masaya yatırırken, Cemil Fuat Hendek, imalat sanayisinin birçok kolunda “pahalı enerji” nedeniyle başgösteren gerilemenin silah üretimine neden olumlu yansıdığını sorguluyor. Yeni sürecin, Alman toplumunun militaristleştirilmesine nasıl “destek olabileceğine” işaret eden Hendek, SPD’li Savunma Bakanı Boris Pistorius’un savaş hevesiyle ağır sanayideki sipariş tıkanıklıklarının ve buna rağmen bazı sektörlerdeki ileri adımların paralelliklerini örnek olarak veriyor. 

Sohbette aşırı sağın, eski korkulu rüyaları hatırlatan bir hızla Avrupa düzeyinde yayılmaya başladığına da dikkat çekiliyor. Örneğin, Fransızların Rassemblement National’ı ile Almanların AfD’si arasında çıkan son sürtüşme masaya yatırılıyor. AfD’li Maximilan Krah’nın SS’leri aklama çabalarına Marine Le Pen’in tepkisi ve Avrupa Parlamentosu bünyesinde bu iki parti arasındaki işbirliğinin bozulması yorumlanıyor. 

Bu arada Hendek ve Çutsay, kimi yanlarıyla Türkiye’deki bazı operasyonları andıran “Reichsbürger” duruşmalarını da mercek altına alıyor. Cemil Fuat Hendek, yaşananların “Cambaza bak!” aldatmacasını akla getiren bir yanı olduğuna dikkat çekerken, toplumun aşırı sağa ve militarizme alıştırılması hesaplarının artık gözden kaçırılamayacak kadar belirgin olduğunu savunuyor. Hendek’e göre, merkezden AfD’ye yönelik tepkiler bir başka senaryo için sertleştiriliyor: Toplumun militarist-faşist bir iktidara alıştırılması… 

Hendek ve Çutsay, yaşananların ışığında bakıldığında, Avrupa’da bir aydın kırımı yaşanmakta olduğunun reddedilemeyeceği sonucuna da varıyorlar ve bu kırımın başlangıcının 1989-90 dönemecinden on yıllar önceye, 1960’ların başına kadar uzandığına işaret ediyorlar.