Berlin’den sert çıkış: “Türkiye’yi dışlamak stratejik hata”

Berlin’den sert çıkış: “Türkiye’yi dışlamak stratejik hata”
Yayınlama: 01.05.2026
5
A+
A-

SPD’li siyasetçi Karaahmetoğlu, Von der Leyen’i hedef aldı: AB’nin dili sorgulanıyor

Almanya’da SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Die Zeit gazetesinin 80. yılı vesilesiyle yaptığı konuşmada Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendiren ifadelerine sert tepki gösterdi. 23 Nisan 2026 tarihli açıklamada, Avrupa Birliği’nin Türkiye politikasındaki çelişkiler doğrudan hedef alındı.

“YANLIŞ MESAJ VE STRATEJİK KIRILMA”

Karaahmetoğlu, küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Avrupa Birliği’nin genişleme tartışmaları yürütürken Türkiye’ye yönelik dışlayıcı bir dil kullanmasının ciddi bir hata olduğunu vurguladı. Avrupa güvenliğinin henüz netleşmediği bir süreçte, ABD’den sonra NATO’nun en büyük askeri gücüne sahip Türkiye’nin “Avrupa’nın karşı tarafında” konumlandırılmasının Avrupa Birliği açısından bir talihsizlik olduğunu belirtti.

“SİYASİ KÖRLÜK” ELEŞTİRİSİ

Von der Leyen’in “Avrupa kıtasını tamamlamalıyız ki ne Rus, ne Türk ne de Çin etkisinde kalalım” sözlerine doğrudan yanıt veren Karaahmetoğlu, bu yaklaşımı “sadece diplomatik bir hata değil, açık bir siyasi körlük” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin onlarca yıldır Avrupa Birliği ile müzakere yürüten bir aday ülke olduğunu hatırlatan SPD’li vekil, bu gerçeğin görmezden gelinmesinin Avrupa’nın kendi tarihine ve verdiği sözlere sırt çevirmesi anlamına geldiğini ifade etti.

ADAYLIK SÜRECİNE SERT SORU

Açıklamada en dikkat çeken bölüm, Avrupa Birliği’nin Türkiye politikasına yöneltilen açık sorular oldu. Karaahmetoğlu, “Eğer bugün Türkiye hâlâ Rusya ve Çin ile aynı kefeye konabiliyorsa, o zaman sormak gerekir: On yıllardır sürdürülen adaylık süreci neydi?” diyerek üyelik perspektifinin samimiyetini sorguladı. Bu çıkış, AB’nin genişleme stratejisinin siyasi konjonktüre göre şekillendiği eleştirisini de beraberinde getirdi.

GÜVEN KRİZİ UYARISI

Türkiye’nin Avrupa ile kurumsal ve stratejik bağlarına dikkat çeken Karaahmetoğlu, kullanılan dilin ciddi bir güven krizine yol açtığını belirtti. NATO’nun en güçlü ordularından birine sahip ve 20 yılı aşkın süredir AB ile müzakere yürüten bir ülkenin “etki alanı” olarak tanımlanmasının stratejik akılla bağdaşmadığını söyledi.

Bu yaklaşımın, ABD’de Donald Trump döneminde öne çıkan ayrıştırıcı dış politika dilinin Avrupa Komisyonu’na taşınması anlamına geldiğini dile getirdi.

“AÇIKÇA SORUMSUZ BİR ÇELİŞKİ”

Karaahmetoğlu, Avrupa’nın söylem ve eylemleri arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekerek, bir yandan “Rusya tehdidine karşı hazırlıksızlık” vurgusu yapılırken diğer yandan güvenlik açısından kritik bir ülkenin dışlayıcı bir dille anılmasının “açıkça sorumsuz bir çelişki” olduğunu ifade etti.

AVRUPA KURUMLARINA AÇIK ÇAĞRI

SPD’li vekil, açıklamasının sonunda Avrupa kurumlarına net bir çağrıda bulundu. Türkiye’nin “risk dosyası” değil, Avrupa’nın geleceğinde yer alan bir ortak olduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, söz konusu ifadelerin bir dil sürçmesi olması halinde derhal düzeltilmesi gerektiğini belirtti.

Aksi durumda, Avrupa kamuoyuna bu yaklaşımın gerekçesinin açıkça anlatılması gerektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, mevcut söylemin yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’nın kendi geleceğine de zarar vereceği uyarısında bulundu.