Avrupa’da savaş provası: “Yeni̇ düzeni̇n bedeli̇ni̇ ki̇m ödeyecek?”

Avrupa’da savaş provası: “Yeni̇ düzeni̇n bedeli̇ni̇ ki̇m ödeyecek?”
Yayınlama: 29.09.2026
10
A+
A-

Avrupa silahlanıyor. Tatbikatlar şehirlerin içine kadar girmiş durumda. Almanya’da asker ve ağır teçhizat sevki prova ediliyor, Baltık’ta askerî hareketlilik artıyor. Bir yanda da hayat pahalılığı, enerji faturaları, sosyal devletin geleceği var.

Yeni Posta’nın YouTube kanalında yayınlanan Avrupa Özel programı da bu hafta tam buradan başladı.

Almanya’dan gazeteci-yazar Osman Çutsay, İsveç’ten gazeteci Seda Şanlıer ve İtalya’dan gazeteci yazar Birgül Göker Perdisa  Avrupa’nın savaş hazırlıklarına ve kırılgan siyasi atmosfere ilişkin Işın Ertürk’ün sorularını yanıtladı.

“Savaş hazırlığının, ekonomik daralmanın ve siyasi kutuplaşmanın aynı anda büyüdüğü bir Avrupa’dan söz ediyoruz. İyi de bu yeni düzenin bedelini kim ödeyecek?” .

Yanıt kolay değil. Zaten program ilerledikçe Almanya’dan İsveç’e, İtalya’ya kadar aynı huzursuzluğun farklı biçimlerde karşımıza çıktığı görüldü.

ÇUTSAY: “BAŞKA BİR ŞEY OLUYOR AVRUPA’DA”

Osman Çutsay’la Almanya’daki seçim tablosu ile başlayan programda sağ popülist  AfD’nin yükselişi, merkez partilerinin kaybettiği alan, Sol Parti ve Türkiye kökenli seçmenin davranışı derken konu kısa sürede Almanya’nın Avrupa içindeki ağırlığına geldi.

Çutsay’ın itiraz ettiği nokta açık: Bugünü yüz yıl öncesinin kavramlarıyla açıklamaya çalışmanın yeterli olmadığını düşünüyor. Çutsay,  AfD konusunda da alışılmış tanımlara mesafeli. Partiyi “sağcı” ve “gerici” olarak nitelendirse de doğrudan tarihsel faşizm kalıbına yerleştirilmesine de karşı çıkıyor.

Asıl bakılması gereken yerin Almanya olduğuna işaret eden Osman Çutsay Fransa’da, İtalya’da ya da İskandinav ülkelerinde sağın güçlenmesi önemli olsa da Almanya’nın ağırlığının farklı olduğuna “Almanya Avrupa’nın kaderini değiştirebilecek bir kilit taşı.” sözleriyle işaret etti.

Söz dönüp dolaşıp silahlanmaya geldiğinde tonu daha da sertleşti. Almanya’nın çok ağır bir silahlanma sürecine girdiğini söyledi ve Çehov’un duvardaki tüfek benzetmesini hatırlattı: “Bu silahlar bir yerden patlar. Çehov’un ünlü duvardaki tüfek benzetmesini kullanırsak o tüfek muhakkak patlayacak. Nerede patlayacak bilmiyoruz.”

Aslında programın Almanya ayağındaki en rahatsız edici soru da burada çıktı. Geçmişte büyük savaş karşıtı hareketlere sahne olmuş bir ülkede bugün askerî hazırlıkların şehirlerin ortasına kadar gelmesi neden aynı ölçüde tepki yaratmıyor? Çutsay bunu toplumun “savaşa gitmek istemesinden” çok, savaşa güçlü biçimde karşı çıkmaması üzerinden okuyor.

İSVEÇ’TE SEÇİM VAR, NATO KONUSUNDA TARTIŞMA YOK

Seda Şanlıer’in anlattığı İsveç tablosu ilk bakışta farklı. Biraz dinleyince o kadar da farklı olmadığı ortaya çıkıyor.

Seçim yapılmış, hükümet arayışı sürüyor, partiler birbirleriyle çekişiyor. Ama NATO söz konusu olduğunda hareket alanı birden daralıyor.

Şanlıer özellikle Sosyal Demokratların rolünü hatırlattı. İsveç’in NATO üyeliğine giden sürecini hazırlayan partinin Sosyal Demokratlar olduğunu söyledi. “İsveç’te bugün “sol” dediğimizde neyi kastettiğimizi yeniden düşünmek gerekiyor” diyen Şanlıer eleştirilerini “NATO ile ilgili hiçbir şey tartışılmıyor. Burada herkes aynı şeyi söylüyor. Sol Parti de aynı şeyi söylüyor, eleştirdiği parti de aynı şeyi söylüyor” ifadesiyle aktardı. Bu cümle önemli. Çünkü İsveç uzun yıllar tarafsızlık politikasıyla anılan bir ülkeydi. Şimdi zorunlu askerlik genişliyor, NATO üyeliği artık siyasetin yerleşik gerçeklerinden biri ve savunmaya daha fazla kaynak ayrılıyor.

Peki para nereden geliyor? Savaş, güvenlik ve göç gündemi büyüdükçe eğitimde yaşananların, insanların gündelik hayatındaki sorunların arkaya itildiğini söyleyen Şanlıer’in cevabı kısa: “Nereden kesiliyor? Eğitimden kesiliyor. Ya da sağlıktan kesiliyor.”

Belki de İsveç bölümünün en çarpıcı tarafı buydu. Sandıkta partiler yarışıyor ama ülkenin güvenlik çizgisi söz konusu olduğunda seçmenin önündeki seçenekler gerçekten ne kadar farklı?

İTALYA’DA SANDIKTAN ÖNCE GEÇİM DERDİ VAR

Birgül Göker Perdisa İtalya’dan daha sert bir toplumsal tablo çizdi. Ücretler düşük. Hayat pahalı. Siyasete güven aşınmış durumda. Seçime katılım da bununla birlikte geriliyor.

Perdisa bugünkü tabloyu yalnız Meloni hükümetiyle açıklamıyor. Avrupa solundaki değişimin çok daha geriden başladığını düşünüyor. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonraki döneme işaret ederek geleneksel sol partilerin zaman içinde başka bir yere savrulduğunu anlattı. İtalya’da savaş politikalarının toplumdaki karşılığına gelince özellikle gençlere dikkat çekti.

Perdisa  “Halk Avrupa’da militarize edilemedi. Özellikle gençler her şeyin çok farkında” açıklamasıyla iddialı bir tespite bulundu.

 

“NE ZAMAN TARAF OLDUKLARINI İLAN EDECEKLER?”

 

Hamburg’daki Red Storm Charlie tatbikatında asker ve ağır teçhizat şehir içinde hareket ediyor. Avrupa’nın doğu kanadındaki askerî hazırlık genişliyor. İngiltere, Ukrayna savaş alanından gelen verileri yeni savunma teknolojilerinin geliştirilmesinde kullanıyor. Savaşın dili, bütçesi ve hazırlığı Avrupa’nın içine girmiş durumda.

“Bu yeni düzenin bedelini kim ödeyecek?”

Ayrıntılar Yeni Posta gazetesinin Youtube kanalında:

YENİ POSTA – STUTTGART