Viyana’da Cumhuriyet’in 100’üncü yılı: Heinrich Krippel için bir anıt mezar 

Viyana’da Cumhuriyet’in 100’üncü yılı: Heinrich Krippel için bir anıt mezar 
Yayınlama: 20.10.2023
168
A+
A-

Türkiye’nin birçok yerleşim merkezinde öne çıkan Atatürk heykellerinin Viyanalı yaratıcısı Heinrich Krippel’in mezarı ortadan kalkınca devreye Türk toplumu girdi.

Türk toplumu adına kolları sıvayan Prof. Birol Kılıç, Krippel’e Viyana’da bir anıt mezar yaptırdı. Yayıncı ve Avusturya Türk Kültür Cemiyeti Başkanı Prof. Kılıç, bu girişimlerinin arka planını ve gerekçelerini anlattı. 

– Bir süre önce Avusturya’nın önde gelen şahsiyetlerine yönelik bir davet yaptınız. Davet yazınızda şu ifadeleriniz dikkat çekti: “Modern laik Türkiye Cumhuriyeti’nin 29 Ekim 1923 tarihinde kuruluşunun 100’üncü yıldönümü vesilesiyle, Atatürk’ün heykeltıraşı olarak da anılan Avusturyalı büyük heykeltıraş Heinrich Krippel’in (1883 Viyana – 1945 Viyana) mezar anıtının açılışına sizi içtenlikle davet ediyoruz.” Viyanalı sanatçı Krippel ile ilgili bu girişiminizin arka planını bizimle paylaşır mısınız? Çok değerli işlemer, metinlerin olduğu masrafı yüksek, bürokratik işlemleri zaman alan granitten bir Anıt mezar yanı sıra bir de kitap yayımlıyorsunuz? Neden?

BİROL KILIÇ – Viyanalı sanatçı ve heykeltıraş, Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı üzerine kurduğu laik modern Türkiye Cumhuriyeti’ni zamanında dünyada tek ve en iyi anlayan ve bunu sanatıyla göstermiş ve bugün Türkiye’de sekiz eseri önünde her yıl milyonlarca insanın gelip toplandığı bir sanatçıdır. Avusturyalıdır. Kaynaklar Heinrich Krippel’in ilk önemli Atatürk heykellerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal anıtlarını yaptığını göstermektedir. Bu sayede Türkiye’de yalnızca kamusal, devletle ilgili sanatın politik düzeydeki bir öncüsü olmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’deki anıt kültürü üzerinde de önemli ölçüde bir tesiri olmuştur. Avusturyalı heykeltıraş, Türkiye’de kaldığı zamanlarda Atatürk’ün köşkünde de misafir edilmiştir; Atatürk, Sümerbank’taki heykel de dahil olmak üzere, kendi anıtları için sanatçıya modellik etmiştir. Sanatçının eserlerine baktıkça 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılında önemi artmaktadır. O yüzden 29 Ekim 2023 pazar günü, Viyana’da kaybolan mezarının yanında satın aldığımız alanda anısına bir anıt dikiyoruz. Orada Cumhuriyet’in 100’üncü yılını da Samsun Onur Anıtı olan kendi eserinde olduğu gibi anıt içinde kutlayacağız. 29 Ekim 2023 tarihinde, herhalde Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye’de bulunan Heinrich Krippel’in  Kurtuluş Savaşı’nı, cumhuriyeti ve Atatürk’ü anlatan heykellerini de düşünürsek dünyanın en duygusal ve anlamlı edası ve 100’üncü yıl Türkiye Cumhuriyeti anması ve kutlaması olacak. 

KRİPPEL’İN MEZARI İPTAL EDİLMİŞTİ

– Heinrich Krippel‘in mezarına ne olduBunu öğrendikten sonra neler oldu Viyana’da Nasıl bir girişimde bulundunuz ?

BİROL KILIÇ- Çok kısa olarak. Atatürk’ün ünlü heykeltıraşı Heinrich Krippel´in 13. Viyana´da Ober Seit Veit’de bulunan mezar yeri 2015 yılında satılmış. Yıkılmış. Atılmış. Kanunlara göre mezar parasını yatırmayanlara böyle bir uygulama kanunlara uygun.   Akrabası kalmamış. 2015 yılına kadar yani 80 yıl mezar parasını akrabaları ödemiş. Onun mezar yerinde şimdi 2015 yılından bu yana başka bir insan yatıyor. 

Normalde böyle bir sanatçının mezar yerine onur anıtı olarak Viyana Belediyesi’nin sahip çıkması gerekiyordu. Kimse belediyeye bir dilekçe vermemiş. Bir mezarı bile olmayan Atatürk’ün heykeltıraşı Heinrich Krippel hakkında bir kitap ve aynı mezarlıkta, hemen eski mezarının yanında yattığı toprakların içine atıldığı bir anıt mezar tarafımızdan bir yıl içinde büyük titizlik ve sevgiyle, hiçbir masraftan da kaçınılmaksızın, bir sivil toplum inisiyatifi ruhu ile gerçekleştirildi. Bu anıt mezar Pazar günü 29 Ekim 2023 tarihinde dualar eşliğinde Türk ve Avusturyalılar tarafından eda edilecek. 

– Bunu bir görev edindiğinizi söylüyorsunuz… Neden?

BİROL KILIÇ – Evet, öyle. Bundan önce Yukarı Avusturya’nın başkenti Linz’e yakın Mauthausen Toplam Kampı’nda öldürülen Türk vatandaşlarını bulmuş ve Almanya’daki bir arkadaşımız ile ilk Türk anıtının duvara asılmasını Avusturya’nın İçişleri Bakanlığı, Mauthausen Toplam Kampı Müzesi’nin müdürleri, Avusturya Yahudi Cemiyeti’nin temsilcileri ve sayın Türkiye Cumhuriyet’i Büyükelçisi Selim Yenel’in hazır olduğu bir törenle üyelerimizle eda etmiştik. Şimdiye kadar yüz binlerce insan önünde geçti ve Türkiye’den insanlar buraya gelip çiçek koyuyorlar. Devlet yetkileri saygı duruşunda bulunuyorlar. Bizim için bu eser bir şerefti. Kalıcı bir  eser bıraktık Sivil Toplum Örgütü TKG ve yayinevimiz adına. Heinrich Krippel anıtı bizim ustalık dönemizin kamu yararına bir projesidir. 

Bildiğiniz gibi, halen hukuken kağıt üzerinde laik olan Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 2023’te 100’üncü yılını kutluyor. Viyana’da yaşayan bir yayıncı ve Avusturya Türk Kültür Cemiyeti (TKG) adlı düşünce kuruluşunun başkanı olarak ben, çalışma arkadaşlarımla birlikte, bu özel yıla haberlerimizde, projelerimizde ve analizlerimizde yer vermeyi, sade bir vatandaş olarak görev bildik. Modern laik Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk ve arkadaşlarıyla tüm zorluklardan sonra kurulmasaydı, biz de şu anda bu durumda olamazdık. Mutlaka Avusturya’nın son otuz yılda bende de olumlu anlamda kalıcı etkisi oldu. Ama Atatürk olmasaydı bu bilinç düzeyinde olamazdım. Bunu zamanla herkes görebilir anlayabilir. İlla bizim gibi baba evimizde baş köşesinde Atatürk’ün resmi olmasına veya rozet takmaya gerek yok. Bir vatandaş olarak bilinç düzeyimiz önemli. Bunu Atatürk’e borçluyum.

İşte bu kitap ve anıt mezar da böyle, Atatürk’e ve Atatürk’ü seven, anlayan ve sanatıyla bunu taşlara ve demirlere döken Heinrich Krippel’e bu minnet duygularının  bir sonucudur. Hayat geçici. Kalıcı eserler bırakmak gerek. Birçok Almanca eser yayınladık. Başta Avusturya Bilim Akademisi’yle. Bu manada bu kitabın da anıt mezarın da  köklerinin Viyana’ya, Atatürk’ün heykeltıraşı olarak bilinen Avusturyalı ve Viyanalı Heinrich Krippel’e dayanması tesadüf değildir.  Eser, Heinrich Krippel’in Türkiye’de, Viyana’da ve Atatürk ile yaşadıklarını, 29 Ekim 1923’te laik bir cumhuriyet olarak kurulan ve dünyada eşi benzeri olmayan, halkının çoğunluğu Müslüman olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, kurucusu Atatürk’ü ve Viyana’daki Heinrich Krippel Anıtı’nın hikâyesini anlatıyor.  

AVUSTURYALILAR LAİK CUMHURİYETİMİZİ DESTEKLEDİ

Ağzımızda gevelememize gerek yok. Bugün, 100 yıl sonra, Anayasa’da yer aldığı şekliyle Türkiye Cumhuriyeti’nin, gerici ve köktendinci siyasi güçler, onların uzantısı olan tarikatlar, medya ve sivil toplum kuruluşları tarafından büyük on yıllar süren bir sinsilik ve kinle yok edilmekte olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Öbür taraftan pek çok Avusturyalı bu laik cumhuriyeti 1923’ten itibaren büyük bir sevgi ve saygıyla desteklemiştir ki, pek çok Avusturyalı bunu bilmez. Bilinmeyen kişilerden biri, hatta mezarı bile satılmış kişilerden biri, Atatürk’ün heykeltıraşı olarak tanınan Heinrich Krippel’dir. Ona saygımız büyük. Çünkü o laik Türkiye Cumhuriyeti’nin felsefesini ve Atatürk’ü en iyi anlamış yurt dışından gelmiş yabancı bir insan ve sanatçıdır.

Bu çalışma, Krippel’in sadece Viyana, Aşağı Avusturya, Yunanistan ve İtalya’daki eserleriyle değil, özellikle Viyana’da yarattığı ve 1923-1937 yıllarında Atatürk’ün modern laik Türkiye’sinin kurucuları olarak görülebilecek İstanbul, Ankara (3 eser), Samsun (1 eser), Konya (2 eser) ve Afyon’daki (2 eser) toplam sekiz anıtsal Atatürk temsili nedeniyle bir Avusturyalı olarak tanınan, inanılmaz derecede çalışkan bir Viyanalı olan bir heykeltıraş, sanatçı ve profesyonel hakkındadır.  Sanat tarihçileri ve Türk heykelcilik alanında çalışanların, 3 Ekim 1926 tarihinde İstanbul-Sarayburnu’nda törenle açılan ve Avusturyalı heykeltraş Heinrich Krippel’in eseri olan “Atatürk Anıtı”nı; Türkiye’nin ilk heykeli olarak kabul etmesi anlamlıdır. 

Resimlerle de kısaca açıkladığımız 8 büyük eserinin tümü, Viyana’nın 13’üncü bölgesindeki Auhofstraße 127’de bulunan kendi atölyesinde dönemin teknikleri kullanılarak yaratılmıştır. Krippel bizzat Atatürk ile görüşmüş çizimlerini almıştır. Çizimlerin Türkiye’de ama heykellerin hepsinin Viyana’da yapılması ve şu anda bu eserlerin hepsinin Türkiye’de Krippel imzasını taşıması bu Viyanalı sanatçıyı bizim için ilelebet eşsiz yapıyor. 

– Heinrich Krippel nasıl bir yaşam sürdü? Biraz da bu sanatçıdan söz eder misiniz ?

BİROL KILIÇ – 13. Viyana’da diyebileceğimiz kavak ağaçları ve yeşilliği ile ünlü  Ober St. Veit  adlı mezarlığında şu anda  bir mezartaşı bile olmayan, oysa vefat ettiği 1945’te çok güzel bir anıt mezarı bulunan Heinrich Krippel’den söz ediyoruz. 1883 yılında Viyana’da doğan Krippel, eğitimini 1904-1909 yılları arasında Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde aldı, burada özellikle Hans Bitterlich ve Edmund Hellmer ile birlikte çalıştı. Eğitiminin ardından İtalya ve Yunanistan’a, gelecekteki heykeltıraşlık çalışmalarını etkileyen bir araştırma gezisi yaptı. Birinci Dünya Savaşı’na topçu subayı olarak katılırken, sonrasında bağımsız heykeltıraş olarak çalışarak kendini yeniden sanata adadı. Türkleri Birinci Dünya Savaşı’ndan silah arkadaşları olarak tanıyor ve Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu hayranlıkla izliyordu. 

ALMANLAR VE AVUSTURYALILAR ATATÜRK HAYRANIYDI

1920 yıllarında yaşayan milyonlarca Alman, Avusturyalı ve Macar vatandaşları gibi o da bir Atatürk hayranıydı. Çünkü Atatürk ülkesini işgal edenlere karşı Sevr Antlaşması’nı yırtarak Kurtuluş Savaşı vermişti, ama Almanya, Avusturya ve Macaristan gibi ülkesini işgal edenler zamanında aynı düşmanlara karşı başları eğik ve kolları kırık bir şekilde ülkelerinin tecavüz edilmesine büyük bir buhranla izlemiş, bu da aslında İkinci Dünya Savaşı’nın Almanya tarafından çıkarılmasına yol açacak felaketlere yol açmıştı. 

Krippel bu manada bu dönemleri iyi izlemişti ve Atatürk’ten sonra 1945 yılında Viyana’da vefat ederken bile Türkiye ve Atatürk’e olan sevgi ve derin hürmetiyle hayata gözlerini yummuştur. Bizim ona sahip çıkmamızın birçok nedeni vardır. Bunlar sadece bir tanesidir. İşte bu manada 1945 ile 2015 yılları arasında mezarı olan Heinrich Krippel’in satılan mezarının hemen yanında girişimlerde bulunduk. 

– Size şu soru çok sık geliyordur: Viyanalı Heinrich Krippel, modern Türkiye’de neden bu kadar takdir edildi, sevildi ve büyük siparişler aldı?

BİROL KILIÇ – Bunun Atatürk’ün sanatçılara, profesyonellere ve modern medeni dünyaya duyduğu ilgi ve saygıyla ilgisi olduğu kesin. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’ndan o dönemde misafir işçi veya mülteci olarak Türkiye’ye gelen, burada mükemmel profesyonel nitelikli işgücü olarak çalışan ve modern Türkiye’nin kuruluşuna büyük katkılarda bulunan birçok Avusturyalı, Macar ve  Alman vardı. Bu insanlar özellikle halen hukuken laik Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yaşına gireceği 29 Ekim 2023 tarihindeki kuruluş yıldönümü vesilesiyle büyük saygıyı hak ediyorlar. 

Modern Türkiye’nin kuruluşunu profesyonel çalışmalarıyla destekleyen ve memnuniyetle karşılayan sadece Krippel değildi. Bu, doğru. Ama hiç kimse Heinrich Krippel kadar sanatına, fikirlerine, eserlerine ve Atatürk’e  kişisel  olarak bu kadar bağlı değildi. Krippel bir Atatürk hayranıydı. Atatürk’ün tüm sanatçıları sevmesi, takdir etmesi ve 1923 yılında şu sözleriyle överek tarihe not düşmesi bizim için anlamlıdır:  “Sevgili Hanımefendiler ve Beyefendiler. Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, parlamenter olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatçı olamazsınız… Hayatlarını büyük bir sanata adayan bu çocukları sevelim…”

Avusturya’da yapılan bu çalışmaların izleri bugün Türkiye’de hâlâ rahatlıkla görülüyor. Her yıl milyonlarca Türk vatandaşı olan insan Heinrich Krippel’in Viyana’da yaptığı Atatürk tasvirli eserlerine hayranlık duyuyor. Bunlardan bir tanesi Samsun’daki Onur Anıtı’dır. 1930’lu yılların gazetecilerinden İbrahim Alaeddin Gövsa, 1933 yılında yazdığı gezi notlarında,  Avusturyalı sanatçı Heinrich Krippel’in 19 Mayıs Onur Anıtı’nın sembolik anlamı ve bulunduğu mekânla ilgili olarak şunları yazmıştı: “Bizim için Karadeniz’de Samsun’un ehemmiyeti Akdeniz’deki İzmir’in değeri derecesindedir denebilir. İstiklal tarihi Samsun da başladı, İzmir’de tamam oldu. Türk inkılabının güneşi olan o altın baş Samsun’da Türkeli’ne ve İzmir’de de cihana doğdu. Samsun’da çekilen kılıç kınına İzmir’de girmiştir…Heinrich Krippel’ın Samsun Onur Anıtı bunu en güzel şekilde anlatmaktadır.”

SEVR’İ YIRTAN ATATÜRK VE “VERSAY ALMANYASI” 

Türkiye’de bu Kurtuluş Savaşı ve daha sonra laik bir Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, o zaman Almanya’da Versay, Avusturya’da St. Germain ve Macaristan’ın Trion adlı sözde barış ama özünde bu ülkeleri parçalama, bölme ve çökme antlaşmalarına karşı inim inim inleyen halk tarafından hayranlıkla izlenmiştir. 

Her eserin sağında ya da solunda Krippel’in baş harflerinden oluşan büyük bir imza yer alır. 30 yılı aşkın bir süredir Viyana’da yaşayan Viyana Teknik Üniversitesi mezunu Avusturya vatandaşı bir Türk olarak duyduğum gururu anlatamam. Anıtı  her türlü kaza ve belaya karşı ayrıca sigortalalık.  Yılık bakımı için bir çiçekçi şirketiyle anlaştık. Tüm ödemeler tTKG Think Tank adlı Avusturya Türk Kültür Cemiyeti yapılacaktır. Dünyada bir tane Atatürk ve onun sanatçısı Heinrich Krippel var. Krippel’in anıt mezarını yapma ve eserini yayınlama şerefi bizlere nasip oldu… Adını altın harflerle gökyüzüne yazdık. Hem de Atatürk’ün Samsun Onur Anıtı’nın kabartmasının olduğu bir anıtla. O da Viyana’da  bundan sonra. Viyana’ya Türkiye’den gelen herkesin gelip saygı duruşunda bulunacağı bir anıt. 

– Bu girişiminizde Avusturyalıların size katkısı oldu mu? 

BİROL KILIÇ – Maddi olarak hayır. Avusturya vatandaşı bir  Türk olarak Viyana’da çıldırmak için her zaman bir neden buluyorsunuz, ama aynı zamanda mutlu ve gururlu olmak için de  nedenler var. Genelde oldukça felaket olan bu dünyada her zaman bardağın dolu tarafını görmeye çalışıyorum. Belki de yeniden takdir etmeyi öğrenmeliyiz. İyi Avusturyalılar bu konuda çok iyi ve burada hepimiz için bir rol modeller. Sadece onları biraz motive etmeniz gerekiyor. Bu ifadeler Türkler için de geçerlidir.  

Türk kökenli Avusturya vatandaşları olarak biz de Avusturya Cumhuriyeti’nin bir parçası olmak istiyoruz. Bunun için birçok sebep var. Göz bebeğimiz gibi korumamız gereken muhteşem ve dokunulmaz bir Avusturya Anayasası ile özgür demokratik temel düzenin önemini bizler çok iyi biliyoruz. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü bizim gibi vatandaşlara güven veriyor ve bu haklar gökten inmemiş. Avusturya, eksi ve artılarıyla çok acılar çekmiş bir ülke… Biraz tarihe tarafsız baktığınızda o zaman beni anlayacaksınız.  

Aynısı Almanya için de geçerli. Çünkü geldiğimiz Türkiye’den biliyoruz ki, hangi mesleği yaparsak yapalım, demokrasinin  ve hukuk devletinin her gün ilk önce yolsuzluk ve din bezirgânlığı  yapmayan davranışlarla Avusturya’da korunması gerekiyor. Aksi takdirde Avusturya demokrasisi ve kuvvetler ayrılığı zarar görecektir. Bunu sadece kendimiz ve çocuklarımız için istemiyoruz. Viyana ve Avusturya için de en iyisini istiyoruz. Takdir edilmek istiyoruz. Bu, iyi bir şey. Ancak hangi ülkeden gelirsek gelelim takdir etmeyi, ayaklarımızın yere basmasını da öğrenmeliyiz.  

BİR ROL MODEL OLARAK HEİNRİCH KRİPPEL

– Krippel’den bir rol model gibi söz ediyorsunuz…

BİROL KILIÇ – Biraz, öyle. Heinrich Krippel ve Türkiye’de çalışan ve profesyonel olarak laik Türkiye’nin kurulmasına sanatıyla fiilen yardımcı olan yüzlerce Avusturyalı bizim rol modellerimizdir. Rol model olarak alabileceğimiz dünün ve bugünün yüzlerce  Avusturyalısı var.  Bakmak ve görmek. Görmeyi öğrenmek zamanımı aldı. Lütfen görmeyi öğrenelim ve deneyelim. Bu nedenle, 29 Ekim 2023 tarihinde Türkiye’nin kuruluşunun 100’üncü yıldönümü vesilesiyle, Avusturyalı ve Viyanalı Heinrich Krippel için yeni bir mezar diktirerek, Avusturya’nın bugün ve gelecekte Avusturya’daki tüm göçmenler için gerçekten büyük evlatların ülkesi olabileceğini göstermek için en derin saygı, sevgi ve takdirimizi ifade etmek istiyoruz. 

– Peki Türkiye ve Viyana’da yaptığınız araştırmalardan sonra Heinrich Krippel’i kısaca tanımlamanız istenseydi, neler söylerdiniz? 

BİROL KILIÇ –  Sanatına olan tutkusu, sevgisi, liyakati, diplomasisi, altın kalpli bir  Viyanalı şövalye olması, uzmanlığı, çalışkanlığı, sabrı, azmi , erdemli bir insan oluşu ve laik Türkiye Cumhuriyeti´nin Kurtuluş Savaşı felsefesi  üzerine kuruluşu ve Atatürk hayranlığı. Böyle derdim. Bir şeyi hatırlatmak isterim. Heinrich Krippel’in, Samsun’da Atatürk Onur Anıtı’nın resmi açılışında yaptığı uzun konuşmasında zamanın diline uygun olan şu cümleyi ifade etmesi dikkat çekicidir: 

“(G)ururlu bir şekilde batıya ve çok uzaklara dikilen bakışları azim dolu gözleriyle, şahlanan atın üzerinde Atatürk dimdik bir şekilde oturuyor. Bu oturuşta korkusuzluk, kolun kılıca uzanışında ise laik Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olan Türklerin  gücü vardır.”  

Adını resmi ile göklere altın harfler yazdığımız kaybolan aziz Heinrich Krippel’in bu sözlerinden sonra bize Viyana’dan “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılı kutlu olsun!” demek düşer. 

Anısı önünde saygı ve sevgi ile eğiliyoruz. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Avusturya Cumhuriyeti! Yaşasın “Yurtta barış, cihanda barış!” diyen Atatürk!…

YENİ POSTA – VİYANA