Nazi Almanyası’ndan Büyük Britanya’ya çocuk nakli: Acı tarih
1938 ve 1939 yıllarında 10 binden fazla 18 yaşından küçük Alman çocuk, Nazi zulmünden kurtulmak için Birleşik Krallık‘a sığındı. İngilizceye de “Kindertransport” (Çocuk Nakli) terimi olarak yerleşen bu operasyon, uzun süre insani bir kurtarma operasyonu olarak övüldü, ancak Nazilerin kurbanı olmaktan kurtarılanların sayısız hikâyesinin ardında rahatsız edici gerçeklerin yattığı da ortaya çıktı.
“Kindertransport” operasyonu, Kasım 1938 ile Eylül 1939 arasında gerçekleşen eşsiz bir insani kurtarma operasyondu. Çoğu Yahudi olan yaklaşık 10 bin çocuk, Almanya, Avusturya ve Çekoslovakya’daki ailelerinden alınarak Birleşik Krallık‘a getirildi. Bu operasyon, unutulmaması gereken bir gerçek olarak, o çocukların ve gençlerin hayatını kurtardı.
HAYAT KURTARAN İNSANİ YARDIMIN ARKA PLANI
“Kindertransport“ operasyonu sırasında ve sonraki yıllarda yaşanan gerçek olaylara ışık tutan tarihbilimci Prof. Dr. Andrea Hammel, “1938/39’da Birleşik Krallık‘a Yapılan ÇOCUK NAKLİNİN Zor/Karmaşık Öyküsü” (Die schwierige Geschichte der KINDERTRANSPORTE 1938/39 nach Grossbritannien) adlı kitabını Frankfurt’ta tanıttı.
Halen Galler’deki Aberystwyth Üniversitesi’nde profesörlük görevini sürdüren Prof. Dr. Andrea Hammel’in kitap tanıtımı “Frankfurt Sürgün Günleri” programı çerçevesinde Alman Milli Kütüphanesi’nde yapıldı. 20 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında yapılan “Frankfurt Sürgün Günleri” etkinlikleri, 1933-1945 Alman Sürgün Arşivi, Alman Milli Kütüphanesi işbirliğinde Körber-Vakfı tarafından düzenlendi. Program Herbert ve Elsbeth Weichmann-Vakfı tarafından da desteklendi.

20 YILDAN BERİ 1938-1939 DÖNEMİNİ ARAŞTIRIYOR
Prof. Dr. Andrea Hammel, 20 yıldır bu tarihi dönemi araştırıyor; 1968’de Gießen’de doğan tarihbilimci, bu konuda çok sayıda yayın kaleme aldı. Prof. Dr. Hammel, “Kindertransport” hakkında yazdığı ve bu yıl ilk kez Almanca olarak yayımlanan kitabında, bugün bile Birleşik Krallık’ta seve seve anlatılan “insani yardım” öyküsünü yazmıyor sadece. 10 bine yakın çocuğun Nazi katliamından kurtarılmasının takdire şayan bir eylem olduğunu belirten Prof. Dr. Andrea Hammel, İngilizlerin “yardımsever kurtarıcılar” olarak övünmelerinin tamamen gerçekleri yansıtmadığını da vurguluyor.
İNGİLİZ HÜKÜMETİNİN TAVRI
10 bine yakın çocuğun Almanya’dan Birleşik Krallık’a gönderilmesinin hükümet tarafından kabul edilmesi için Birleşik Krallık’taki çok sayıda sivil toplum kuruluşu, özel işletme ve hatta hali vakti yerinde vatandaşlar, çocukların günlük ve eğitim masraflarının karşılanması ve Nazi tehdidi atlatıldıktan sonra çocukların kendi ülkeleri veya başka ülkelere göç etmesi konusunda güvence vermişti.

İngiliz hükümeti, ülkeye getirilecek Alman çocukları vize zorunluluğundan muaf tuttu, ancak çocukların nakli organizasyonunu ve finansmanını üstlenmedi. Çocukların yaşları 6 ay ile 16 arasında değişiyordu. Seçim kriterlerinde, en acil durumdaki çocuklar değil, İngiliz toplumuna en büyük katkıyı sağlayacağı tahmin edilenler tercih edildi. Çocuklar ev sahibi ülkede koruyucu ailelerin yanında ya da yetimhanelerde yaşadılar.
Uzun bir tren veya gemi yolculuğunun ardından, çoğu zaman korku, keder ve belirsizlikle dolu bir şekilde ailelerini geride bırakıp belirsiz bir geleceğe doğru yola çıkan çocuklar, yeni vatanlarına yalnız başlarına vardılar. Genellikle koruyucu ailelerin yanına yerleştirildiler ve sıcak bir karşılama gördüler. Çocukların çoğu daha sonra yeni bir kültüre ve dile uyum sağlamak zorunda kaldı ki, bu büyük bir zorluktu. Okula gittiler ve tamamen yeni hayatlar kurmaya başladılar. Ancak entegrasyon her zaman kolay değildi, çünkü çocuklar önyargılarla ve dil engelleriyle karşılaştılar.
MASRAFLAR İÇİN MADDİ TEMİNAT
İngiliz hükümeti, gelecekte doğabilecek masraflara karşı devleti güvence altına almak amacıyla, kabul edilen her mülteci çocuk için 50 sterlinlik bir teminat yatırılmasını şart koşmuştu. 1938 yılındaki 50 sterlin, bugünün parasıyla yaklaşık 4 bin avroya karşılık gelen önemli bir meblağdı. Bu teminatı sağlama konusundaki zorluk, muhtemelen Birleşik Krallık’a daha fazla çocuğun getirilmesinin önündeki başlıca engeldi.
Uygun koruyucu ailelerin belirlenmesinde net kriterlere dayalı bir çaba gösterilmediği gibi, çocukların dini ve kültürel geçmişleri de pek dikkate alınmıyordu. Çocukların çoğu Yahudi ailelerden geliyordu; oysa potansiyel koruyucu ailelerin büyük çoğunluğu Hristiyandı. (Birleşik Krallık’taki Yahudi nüfusu, toplam nüfusun yalnızca yüzde birini oluşturuyordu.)
Koruyucu aile yerleştirmeleri yeterince titizlikle incelenmediği için bazı çocuklar adına vahim sonuçlar doğdu; pek çoğu defalarca aile değiştirmek zorunda kaldı. Bu çocukların kimileri ihmal edildi, kimileri cinsel istismara uğradı, kimileri ise fiziksel şiddet gördü. Bazı koruyucu aileler, mülteci çocukları evlat edinebileceklerini sandılar, fakat bu çocukların onları yalnızca belirli bir süreliğine bakıma emanet etmek isteyen biyolojik ebeveynlerinin zaten var olduğu gerçeğini göz ardı ettiler.
Birleşik Krallık’ın, daha fazla Nazi kurbanını kabul etmemiş olmasının bir nedeni de gerçekçi siyasi değerlendirmeler ve İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden sonra, saldırgan ülkenin vatandaşı olan kişilere -bu kişiler, saldırganın düşmanları ve kurbanları olsalar bile- karşı duyulan şüpheyle ilgiliydi. Sonuçta bunlar casus da olabilirdi; bu nedenle 1939’dan sonra bazıları gözaltına alındı. Hammel, o dönemin çocuk ve gençlerinin çoğunun, elverişsiz koşullara rağmen Birleşik Krallık’ta topluma uyum sağladıklarını, ancak anavatanlarıyla bağlarını da sürdürdüklerini belirtiyor.
HATIRLAMA KÜLTÜRÜ
Prof. Dr. Hammel, kitabında değişik kaynaklardan yararlanarak “Kindertransport” operasyonuna eleştirel bir gözle bakıyor. Eser, parlamento kayıtlarını inceleyerek Çocuk Nakli’ne dair siyasi çerçevenin nasıl oluşturulduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca mevcut kurumsal kayıtlar, mektuplar ve organizatörlerden kalan diğer belgeler ışığında, hem Kıta Avrupası’nda hem de Birleşik Krallık’ta bu operasyonun nasıl organize edildiğini irdeliyor.
Kitapta ayrıca, “Kindertransport” sürecinin bizzat mülteci çocuklar, biyolojik ebeveynleri, koruyucu aileleri ve çocukların Birleşik Krallık‘a nakledilmesinde rol oynayan diğer kişiler tarafından nasıl yaşandığı ele alınıyor.
Prof. Dr. Andrea Hammel’in kitabı, araştırma bulgularını geniş bir kitlenin erişimine sunmayı ve çeşitli ulusal bakış açıları ile hatırlama kültürlerini incelemeyi amaçlıyor.
NAZİ SOYKIRIMINDAN KURTULAN ÇOCUKLARDAN BİRİ: FRANK MEİSLER
Frank Meisler, 1925 yılında Danzig’de Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Gençliğinde, memleketinde Nazi hareketinin yükselişine tanık oldu. 1938/39 yıllarındaki “Kindertransport” operasyonu ile Birleşik Krallık’a giden Yahudi çocuklardan biri de Frank Meisler’di. Frank Meisler savaşın bitmesinden sonra, Manchester’da mimarlık okudu ve 1956’da İsrail’e yerleşti; burada Yafa’nın eski kentinde bir heykel atölyesi işletiyordu.
FRANK MEİSLER’İN “KİNDERTRANSPORT” ANITLARI
Frank Meisler’in en tanınmış eserleri arasında Londra, Berlin, Danzig, Hollanda ve Hamburg’taki “Kindertransport” anıtları yer almaktadır. Meisler’in kendi deneyimlerinden doğan heykel grupları, ortak noktaların yanı sıra, farklı tasarım detaylarını da ortaya koymaktadır ve o zamandan beri “Kindertransport Avrupa Rotası” haline gelmiştir:
ANITLARIN BULUNDUĞU YERLER
2006: Prens Charles’ın girişimiyle, Almanya’dan gelen Yahudi çocukların vardığı Londra Liverpool Street İstasyonu’na “Kindertransport-Varış” anıtı dikilmiştir.
2008: Berlin-Friedrichstrasse İstasyonu’na, oradan Londra’ya seyahat eden 10 bin Yahudi çocuğun kurtarılmasını anmak için “Hayata Giden Trenler-Ölüme Giden Trenler: 1938-1939” anıtı dikilmiştir.
2009: Danzig Belediye Başkanı Paweł Adamowicz’in isteği üzerine Frank Meisler tarafından tasarlanan “Kindertransport-Danzig’den Ayrılış” anıtı, ayrılan 124 çocuğu anmaktadır. Anıt, Danzig tren istasyonu önünde bulunmaktadır.
2011: Hoek van Holland’da “Kindertransport-Kanal Geçişi ve Hayat” anıtı kurtarılan Yahudi çocuklara adanmış bir anıttır.
2015: Hamburg, Dammtor İstasyonu’nda “Kindertransport-Veda” anıtı bulunmaktadır. Anıt, tren bekleyen, sırt sırta duran iki grup çocuk ve genci betimlemektedir. Farklı renklerle temsil edilen kurtarılanlar grubu, Nazi imha kamplarında çoğu Yahudi çocuğun yok olması nedeniyle sayıca azınlıktadır.
FAHRİ ERFİLİZ – ÖMER YAPRAKKIRAN / FRANKFURT
KAPAK GÖRSELİ: ÖMER YAPRAKKIRAN
ÇOCUK FOTOLARI: Bundesarchiv
BERLİN FOTO: Jörg Zägel – Own work, CC BY-SA 3.0, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=7481046
KAYNAK: https://yenikultur.de/nazi-almanyasindan-buyuk-britanyaya-cocuk-nakli-aci-tarih/




