Frankfurt’ta Ülkü Abla’ya saygı: Bir yaşamın tanıklığı
Frankfurt Felsefe Kulübü’nün Haziran Kültür Evi’nde gerçekleştirdiği toplantıda, gazeteci Gürsel Köksal Frankfurt Okulu’nun tarihini anlatırken gecenin onur konuklarından biri de Almanya’daki göç tarihinin yaşayan tanıklarından Ülkü Schneider-Gürkan oldu.
Yaklaşık yetmiş yıldır Almanya’da yaşayan, sendikal ve toplumsal mücadele içinde önemli izler bırakan Ülkü Schneider-Gürkan’ın yaşam öyküsü ve göçmen hareketi içindeki rolü toplantıda da özel bir ilgiyle anıldı.
Ülkü Schneider Gürkan, Almanya’ya üniversite öğrencisi olarak geldiğinde Türkiye’den Almanya’ya işgücü göçü henüz başlamamıştı. Frankfurt Üniversitesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda, Nazi döneminde ülkeyi terk etmek zorunda kalan Frankfurt Okulu düşünürlerinin yeniden Frankfurt’ta etkin olduğu bir dönem yaşanıyordu.
Gürkan bu yıllarda başta Theodor W. Adorno olmak üzere okulun kurucularını ve öğrencilerini yakından tanıma fırsatı buldu, derslerini takip etti. Bu süreç onun akademik yönelimini de değiştirdi. Daha önce başladığı diş hekimliği eğitimini bırakarak siyasal ve sosyal bilimlere yöneldi.
Üniversite yıllarında Akdeniz ülkelerinden ve Türkiye’den Almanya’ya başlayan işgücü göçüne tanıklık eden Gürkan, daha sonra göçmenlerin desteklenmesi için çalışan kurumlarda, üniversitelerde ve sendikalarda aktif görev aldı. Bu alanda yeni sivil toplum örgütlerinin kurulmasına katkı sundu ve göçmenlerin sosyal, kültürel ve siyasal yaşamda daha görünür olması için uzun yıllar mücadele etti.
Frankfurt Felsefe Kulübü’nün bu buluşmasında hem Frankfurt Okulu’nun düşünsel mirası hem de Almanya’nın bir “göç ülkesi”ne dönüş süreci birinci elden tanıklıklarla ele alındı.
Gazeteci Gürsel Köksal da kısa süre önce BirGün gazetesindeki köşesinde, Ülkü Schneider-Gürkan’ın yaşamı ve mücadelesine ilişkin kapsamlı bir yazı kaleme aldı.

Aşağıda, o yazıyı orijinal haliyle paylaşıyoruz:
Ülkü Abla’dan hayat dersleri
Kısa bir süre önce 90’ncı yaş gününü kutladığımız Sendikacı, Siyasal Bilimci ve Eğitimci Ülkü Schneider-Gürkan, 70 yıldır Almanya’da yaşıyor. Türkiye’den Almanya’ya işgücü göçüne başından beri tanıklık eden ve geride kalan 65 yılda göçmenlerin hakları için mücadelenin en ön saflarında yer alan Ülkü Abla göçmen kökenli gençlere şöyle sesleniyor: “Siyasi partilerin içinde çalışın!”
Ülkü Abla, sadece Türkiye’den değil, tüm Akdeniz ülkelerinden ve Balkanlar’dan Almanya’ya işgücü göçünün ilk tanıklarından.
Geçtiğimiz yılın son günlerinde 90’ncı yaşını geride bırakan Sendikacı, Siyasal Bilimci, Eğitimci Ülkü Schneider Gürkan, 70 yıldır Almanya’da yaşıyor. Yani 1961’de Türkiye ile Almanya arasında işgücü mübadelesi anlaşması imzalandığında o yıllardır Almanya’daydı, önce dil öğrenimi için kısa bir süre Bavyera’da, daha sonra ve halen Frankfurt’ta…
Sadece Frankfurt’taki Türkiye kökenli göçmenlerin değil, Almanya’daki tüm göçmenlerin “Ülkü Ablası”, uzun yıllar dünyanın en büyük sendikalarından IG Metall’de, üniversitelerde, halk eğitim merkezlerinde,“Türk Danış” kurumlarında göçmenlere yönelik çalışmalarda üst düzey sorumluluklar üstlendi. Bu arada önce yabancı öğrencilerin sorunlarına çözüm için, sonra da göçmenlerin eşit hakları için örgütlü mücadelenin öncüleri arasında yer aldı. Geçtiğimiz yıl 60’ncı yılını kutlayan Almanya’nın en eski göçmen örgütlerinden Frankfurt Türk Halkevi’nin bir avuç aydın arkadaşıyla birlikte kurdu ve faaliyetlerine uzun yıllar yön verdi.
Bu arada yıllardır Frankfurt şehrinin “onursal hemşeri” ünvanını da taşıyan Ülkü Abla, halen bu kentte olup-bitenleri yakından takip ediyor. Tavsiyeleriyle, siyasal, toplumsal, kültürel süreçlere desteğini veriyor. Olağanüstü hafızası sayesinde çok önemli tarihi tanıklıklarıyla, gözlemleriyle, bilgileriyle ve anekdotlarla zenginleştirdiği yorumlarıyla dünyanın, Türkiye’nin, Almanya’nın gidişatını daha iyi anlamamıza destek oluyor.
Bu eleştirilerin başında göçmen derneklerinin siyasi çalışmalardaki hedefler konusu geliyor.
“Kurduğumuz derneklerde eğitsel, kültürel çalışmalar yaparken, bir yandan da gençleri buradaki siyasi partilerde aktif olarak çalışmaya teşvik etmeliydik. Eğer bu konuyu ihmal etmeseydik, şimdi Almanya’da bu ülkenin siyasi süreçlerinin içinde gelişmiş, deneyim kazanmış çok daha fazla politikacımız olacaktı. Göçmen karşıtlığı, aşırı sağın yükselmesi gibi alanlarda çok daha farklı bir Almanya’da yaşıyor olacaktık. Göçmen kökenli politikacılar hem ulusal, hem de yerel düzeyde ülke politikasını belki de olumlu anlamda etkin biçimde etkileyebileceklerdi. Toplumda Türkiye’ye yönelik çok daha farklı, gerçek duruma daha yakın bir algı düzeyi olacaktı” diyor.
Tamamı:
https://www.birgun.net/makale/ulku-abla-dan-hayat-dersleri-701426
YENİ POSTA – FRANKFURT
KAYNAK: www.birgun.net