Almanya’da tartışma yaratan analiz: “Rus tehdidi” söylemi silahlanmayı meşrulaştırıyor

Almanya’da tartışma yaratan analiz: “Rus tehdidi” söylemi silahlanmayı meşrulaştırıyor
Yayınlama: 30.05.2026
0
A+
A-

Almanya’nın önde gelen eleştirel politika ve medya analiz platformlarından NachDenkSeiten’de yayımlanan bir değerlendirme, Avrupa’daki hızlı silahlanma politikalarının temel gerekçelerinden biri olan “Rusya tehdidi” söylemini sert biçimde sorguladı.

Gazeteci ve siyaset yorumcusu Jens Berger, son yazısında Greenpeace tarafından hazırlanan “Europa allein zu Haus?” başlıklı araştırmaya dikkat çekerek, Avrupa’nın Rusya karşısında askeri açıdan zayıf olduğu yönündeki yaygın iddianın rakamlarla çürütüldüğünü savundu.

“ÇELİŞKİLİ RUSYA ANLATISI”

Berger’e göre Batı kamuoyunda yıllardır iki birbirine zıt anlatı aynı anda dolaşıma sokuluyor. Bir taraftan Rusya’nın Ukrayna karşısında zorlanan, ekonomik olarak güçsüz ve askeri açıdan yıpranmış bir ülke olduğu ileri sürülürken, diğer taraftan aynı Rusya’nın kısa süre içinde NATO ülkelerine saldırabilecek ölçüde büyük bir tehdit olarak sunulduğu belirtiliyor.

Yazar, bu çelişkiyi “Schrödinger’in Rusu” benzetmesiyle açıklayarak, Rusya’nın aynı anda hem zayıf hem de Avrupa’yı işgal edecek kadar güçlü gösterilmesinin mantıksal bir tutarsızlık olduğunu ifade ediyor.

NATO’NUN ÜSTÜNLÜĞÜNE DİKKAT ÇEKTİ

Greenpeace araştırmasında yer alan verilere işaret eden Berger, ABD desteği hesaba katılmasa bile Avrupa’daki NATO ülkelerinin konvansiyonel askeri kapasite açısından Rusya’dan belirgin biçimde üstün durumda olduğunu belirtiyor.

Analize göre Avrupa NATO ülkeleri ve Kanada, 2025 yılında savunmaya yaklaşık 626 milyar dolar harcarken, Rusya’nın askeri harcamaları 190 milyar dolar seviyesinde kaldı. ABD’nin de dahil olduğu toplam NATO harcamalarının ise 1,58 trilyon dolara ulaştığı vurgulanıyor.

Berger, bu tablo karşısında Avrupa’nın mevcut politikalarının bir “güvenlik açığını kapatma” girişiminden çok, zaten var olan askeri üstünlüğü daha da büyütmeye yönelik olduğunu savunuyor.

“SİLAHLANMA EKONOMİK ÇIKARLARLA DA BESLENİYOR”

Yazıda Avrupa’daki silahlanma programlarının yalnızca güvenlik gerekçeleriyle açıklanamayacağı görüşü de öne çıkıyor. Berger, bazı hükümetlerin devasa savunma harcamalarını aynı zamanda sanayi ve ekonomi politikalarının bir parçası olarak değerlendirdiğini ileri sürüyor.

Avrupa ülkelerinin çok sayıda farklı tank ve topçu sistemi geliştirmesinin maliyetleri artırdığını belirten yazar, ortak bir savunma planı yerine ulusal çıkarların öne çıktığı dağınık bir yaklaşımın sürdürüldüğünü kaydediyor.

“ASIL TEHDİT SAVAŞIN KENDİSİ”

Berger’in en dikkat çekici eleştirisi ise güvenlik tartışmalarının temel varsayımına yönelik. Yazar, NATO ile Rusya arasında nükleer eşiğin altında kalacak doğrudan bir savaşın mümkün olduğu düşüncesinin son derece tehlikeli olduğunu savunuyor.

Nükleer çağda asıl düşmanın herhangi bir ülke değil, savaşın kendisi olduğunu belirten Berger, kamuoyunun silahlanmanın miktarını değil, silahlanma mantığının kendisini tartışması gerektiğini ifade ediyor.

NachDenkSeiten’de yayımlanan analiz, Avrupa’da giderek hızlanan askeri harcamalar ve Rusya merkezli güvenlik söylemi üzerine yürütülen tartışmalara farklı bir perspektif getirirken, mevcut politikaların ekonomik, siyasi ve toplumsal sonuçlarının daha kapsamlı biçimde sorgulanması çağrısında bulunuyor.

YENİ POSTA – STUTTGART

KAYNAK: https://www.nachdenkseiten.de/?p=151183

FOTO:  Christian Lue – Unsplash