Fransa’da hükümet krizinin üçüncü perdesi: Macron’un daralan manevra alanı

Fransa’da hükümet krizinin üçüncü perdesi: Macron’un daralan manevra alanı
Yayınlama: 07.10.2025
41
A+
A-

Fransa bir kez daha başbakansız. Sébastien Lecornu, kabinesini açıkladıktan yalnızca yirmi dört saat sonra istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un dokuz Eylül’de göreve getirdiği genç başbakan, partisinin bile arkasında duramadığı bir hükümeti ayakta tutamayacağını anladı. Eurotopics.net’te yer alan habere göre gerekçe net: Partiler uzlaşmaya yanaşmıyordu. Ancak bu gerekçe, Fransa’nın artık kronikleşmiş siyasi tıkanıklığını gizlemeye yetmiyor.

Siyaset bilimci Alexey Makarkin, yaşanan krizin merkez partilerin kendi kimliklerine saplanmasından kaynaklandığını söylüyor. Sosyalistlerle anlaşmak Cumhuriyetçileri koparacaktı; Cumhuriyetçilerle yakınlaşmaksa solu küstürecekti. “Kim gelse beceremezdi,” diyor Makarkin. Çünkü seçimler yaklaştıkça partiler seçmen tabanlarını koruma refleksiyle daha da keskinleşiyor. Fransa’da artık sağın normal gördüğü şey, sol için ‘çılgınlık’ haline gelmiş durumda.

Madrid’den El País ise çıplak bir gerçekle yüzleştiriyor: Macron ya çizgisinde ısrar edip istikrarsızlığı derinleştirecek ya da sonunda seçmenlerin iradesine boyun eğip solun hükümet kurma şansını tanıyacak. Bir başka yol daha var: Parlamentoyu yeniden feshetmek. Ancak bu, aşırı sağın daha da güçlenmesi riskini taşıyor. Macron’un, Lecornu’ya müzakereler için verdiği kırk sekiz saatlik sürenin dolmasının ardından “başarısız olursa sorumluluk bana ait” demesi, Fransa’yı yeniden sandığa götürebilecek son kıvılcım gibi duruyor.

Paris’in merkezinden Le Figaro, artık “gerçeklerle yüzleşme” zamanının geldiğini yazıyor. Gazeteye göre, seçimleri kaybetmiş olsalar da “ezici çoğunluğa sahip olduklarını sanan” partiler bir yanılsamanın içinde. Bu çıkmazın adresi belli: Beşinci Cumhuriyet’in lütfuyla çok fazla yetkiye ama aynı zamanda büyük sorumluluğa sahip kişi, yani Cumhurbaşkanı’nın kendisi. Çözüm anahtarı hâlâ onun elinde — sandığa dönmekten başka bir yol görünmüyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise ekonomik tabloya bakıyor. Fransa’nın bütçe açıkları, AB’nin ikinci büyük ekonomisini giderek daha riskli bir ülke haline getiriyor. Gazete, “Paris piyasaların baskısıyla reform yapmaya zorlanmamalı, ama gidişat o yöne doğru” diyor. Avro krizi yıllarını hatırlatan bu uyarı, siyasi istikrarsızlığın ekonomik sonuçlarının artık kapıya dayandığını hatırlatıyor.

İtalya’dan Corriere della Sera ise meseleyi bir insan hikâyesine indiriyor: Yalnız bir cumhurbaşkanı. Gabriel Attal’ın “artık onu anlamıyorum” sözleriyle özetlenen bu tablo, Macron’un giderek herkesin uzağına düştüğünü gösteriyor. Bir zamanlar Avrupa’nın “genç lider” umudu olan Macron, şimdi kendi kurduğu sistemin içinde sıkışmış durumda.

Fransa’da hükümet değişiyor, yüzler değişiyor. Ama sahne aynı kalıyor: Halkın giderek uzaklaştığı bir iktidar, giderek daralan bir merkez ve sandık çağrısının giderek güçlenen yankısı.

YENİ POSTA – STUTTGART

KAYNAK:https://www.eurotopics.net/de/346301/frankreich-wieder-ohne-premier-was-wird-macron-tun

FOTO: Creative Commons Attribution 4.0