Türkiye’yi sarsan on gün: Avrupa da ciddi şekilde etkilenecek

Dünyayı Sarsan 10 Gün, 1917 Sovyet Devrimi’nin 10 gününü anlatan, dünya çapında bir kült kitaptır. Kitabı 20’li yaşlarımda okuduğumda Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) Sakarya İl Başkanı (1974) ve partinin Genel Yönetim Kurulu üyesiydim. Gazetecilikle ilgileniyordum. Kitabın, Amerikalı bir gazeteci olan John Reed tarafından, Sovyet Devrimi’nin içinde bizzat yaşayarak yazılmış olması, gazetecilik hevesi olan beni ziyadesiyle etkilemişti.
John Reed, olağanüstü heyecanlı kişiliğiyle Sovyet ihtilalini basit gazete haberleri, bildirileri ve polemikleriyle değil, heyecan verici ve sürükleyici bir anlatımla yazmıştı. Kitap, okuru fevkalade etkiliyordu. İhtilal kargaşası içerisinde yazarın belgelere ulaşabilmesi ve kaos ortamında rahat hareket edebilmesi, Bolşeviklere yakın Amerikalı bir komünist olmasına borçluydu.
Gazeteci-yazar Reed, Bakü’de yediği bir yemek nedeniyle tifoya yakalanıp 32 yaşında yaşamını yitirmişti. John Reed’in mezarı (19 Ekim 1920), Moskova’daki ünlü Kremlin Duvarı Mezarlığı’nda, yegâne Amerikalı olarak bulunmaktadır. John Reed’in hayatı kitaplaştırılıp Reds – Kızıllar (Warren Beatty, Diane Keaton, Jack Nicholson – 1981) adıyla filme de uyarlanmıştır.
Bolşevikler, Sovyet Devrimi ile 300 yıllık Romanov Hanedanı’nı, 15 Mart 1917’de II. Nikolay’ın tahttan çekilmesiyle bitirmiştir. Sovyet İhtilali tüm dünyayı derinden etkilemiştir.
YİNE KİTAPLARI, TÜRKÜLERİ, BAYRAKLARIYLA GELDİLER
Gelelim Türkiye’yi Sarsan 10 Gün’e. Nazım Hikmet, 1962 yılında Hürriyet Kavgası şiirini sanki bugünler için yazmış. Büyük şair, anıt dizelerinde şöyle diyor:
Hürriyet Kavgası
Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zapt ettiler yine.
Beyazıt’ta şehit düşen
silkinip kalktı kabrinden,
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı Şahmeran’ın mağarasını.
Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
Pes yani! Bir şiir bu kadar mı yakışır yaşadığımız bu hararetli günlere! Bir şiir, kelime işçiliğinin kuyumcu inceliğiyle böylesine zarafet ve dahi azametle ortaya konabilir. Şiirin yazılmasının üzerinden altmış yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, yaşadığımız anı tüm haşmetiyle hissettiriyor. Nazım Hikmet zaten bu nedenle “Dünyanın büyük şairlerindendir.”
UMUT “EFSANE”YE DÖNÜŞTÜ
İlginçtir, ülkede yaşanan büyük hareketlilik 19 Mart ile 29 Mart tarihleri arasında, tam 10 günde yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınmasıyla Saraçhane’de başlayan eylemler, 29 Mart’ta Maltepe Meydanı’nda toplanan milyonların tepkisiyle noktalandı.
Bu süreç, silahsız, şiddetten uzak, tamamen barışçıl, proaktif ve pasif yöntemlerle gerçekleşti. Bu nedenledir ki, bu muazzam hareketlilik Türkiye’yi arkasına alabildi.
Türkiye’yi Sarsan 10 Gün’ü başlatan, 19 Mart tarihli “İmamoğlu’nu ekarte etme” sürecini düşünen, planlayan ve düğmeye basanların bin pişman olduklarını sanıyorum. Nedenine gelince, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu, Silivri’ye gönderilmeden önce umuttu. Tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne hapsedilince, Özgür Özel ile birlikte “efsane”ye dönüştüler.
TÜRKİYE’Yİ SARSAN 10 GÜN NELERE YOL AÇTI?
Korku iklimi dağıldı: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025’te gözaltına alınıp tutuklanması üzerine, İstanbul Büyükşehir Belediye binası önünde, Saraçhane’de protesto mitingleri başladı. Özgür Özel, İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının şafak baskınlarıyla gözaltına alınmasını “sivil darbe” olarak tanımladı.
İstanbul Valiliği’nin dört günlük toplantı yasağı getirmesine rağmen protestolar devam etti. CHP, 81 il ve 973 ilçede tüm yurt sathında Cumhurbaşkanlığı önseçim sandığını parti üyelerinin önüne getirdi. Parti üyelerinin yanı sıra, CHP üyesi olmayanların da Cumhurbaşkanı adayını belirlemesi için “dayanışma sandığı” adı altında ön seçim imkânı sağlandı. Avrupa’daki Türklerin yaşadığı hemen her ülkede ve sayısız irili ufaklı şehirde hareketlilikler yaşandı. Ve bu sandıklardan çıkan 15,5 milyon oy ile Ekrem İmamoğlu CHP’nin resmî adayı olarak belirlendi.
Psikolojik üstünlük muhalefete geçti. İmamoğlu, Özgür Özel ve başta CHP olmak üzere tüm muhalefetin gösterdiği cesaret ve barışçıl, proaktif tepki, toplumun kahir çoğunluğunun üzerindeki ölü toprağını atmasına yol açtı.
Sosyal medya ve YouTube üzerinden yayın yapan mecralar daha cesur, özgür değerlendirmeler ve yorumlar yapmaya başladı. Türkiye, bu 10 günde daha özgürleşti.
Muhalefet ciddi çoğunlukta. Ne oluyoruz? Ülke nereye gidiyor? endişesini taşıyanlar, Saraçhane mitingleri ve 29 Mart Maltepe mitingiyle birlikte çaresizlik ve umutsuzluk dünyasında yaşayan milyonlarca insanı bir araya getirdi.
İstanbul’un yanı sıra, İzmir ve Ankara gibi metropollerde on milyonlarca insan ya sokağa çıktı ya da meydanlara çıkanlara destek verdi. Hatta muhafazakâr ve iktidarın yoğun destekçisi Yozgat, Sakarya, Trabzon, Konya gibi birçok şehirde halk sokağa çıktı.
Türkiye genelindeki sesli ve sessiz protestolar, ülkedeki ekonomik kriz ve zedelenen adalet duygusuna verilen tepkilerdi. Ve iktidarın yönetiminden duyulan umutsuzluk ve hoşnutsuzluğun büyüklüğü, çoğunluk tarafından kabul edilen bir gerçek hâline geldi. Nisan ayının ortalarında yapılacak kamuoyu araştırmalarının bu durumu rakamlarla ortaya koyacağına inanıyorum.
TÜRKİYE’Yİ SARSAN 10 GÜN’ÜN DÜNYAYA ETKİLERİ OLACAK MI?
Şahsen Türkiye’de önemli demokratik değişiklikler bekliyorum. Hem de şaşırtıcı değişimler… Ülkemiz bu şekilde ne ekonomisini düzeltebilir ne de sosyal barış ve huzurunu koruyabilir. En büyük dileğim, kimsenin canına zarar gelmemesidir. Zaten yeterince acı çekmedik mi?
Bugün dünyada otoriter yönetimlerin bulunduğu Rusya, Macaristan, ABD, İtalya ve bazı Avrupa ülkelerinin, Türkiye’yi Sarsan 10 Gün’den ciddi şekilde etkileneceğini düşünüyorum.
Yaşadığımız günlerin tarihî önemi giderek daha iyi anlaşılacaktır.
MUSTAFA BOZDURGUT – ULM